Her yıl 22 Mayıs’ta kutlanan Dünya Biyoçeşitlilik Günü, türler, ekosistemler ve genetik çeşitlilik açısından doğanın korunmasına dikkat çekiyor. Bilim dünyası, biyoçeşitlilik kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak iklim değişikliğini gösterirken; artan sıcaklıklar ve bozulan ekosistem dengesi birçok türü tehdit ediyor. Daikin ise ‘Çevre Vizyonu 2050’ kapsamında iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya ve daha sürdürülebilir bir gelecek için dönüşüm çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.
Dünyadaki türlerin büyük bölümünün hâlâ keşfedilmediği, keşfedilen türlerin ise önemli bir kısmının yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu tahmin ediliyor. BM verilerine göre doğal yaşam alanlarının tahribi, istilacı türler ve iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybını insanlık tarihinin en hızlı dönemine taşımış durumda. BM destekli IPBES raporu da yaklaşık 1 milyon hayvan ve bitki türünün yok olma riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. 22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü ise bu kayba dikkat çekmek ve doğayı korumak için harekete geçme çağrısını yinelemek amacıyla 2001 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından anılıyor. Bu özel gün, hükümetlerden iş dünyasına ve bireylere kadar tüm paydaşları biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik somut adımlar atmaya davet ediyor.
Daikin ise bu çağrıyı uzun süredir kendi stratejisinin merkezine alıyor. İklimlendirme sektörünün küresel lideri olarak şirket, 2018’de hayata geçirdiği “Çevre Vizyonu 2050” ile üretim süreçlerinden ürün teknolojilerine kadar tüm değer zincirinde net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda dönüşümünü sürdürüyor.
KÜRESEL ISINMAYI FRENLEMEK MÜMKÜN
BM Çevre Programı (UNEP), yüksek Küresel Isınma Potansiyeline (GWP) sahip gazların sınırlandırılmasıyla yüzyıl sonuna kadar küresel ısınmanın 0.4°C azaltılabileceğini ortaya koyuyor. Sıcaklık artışındaki sınırlı değişimler bile ekosistemler ve türlerin yaşam alanları üzerinde önemli etkilere sahip olabiliyor. Öte yandan Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre dünya genelinde klima kullanımının 2050’ye kadar üç katına çıkması bekleniyor. Artan soğutma ihtiyacı, enerji verimliliği yüksek ve düşük emisyonlu teknolojilere geçişi kritik hale getiriyor. Daikin bu bilimsel verilerden hareketle, düşük GWP’li R32 soğutucu akışkanını kullanan klima sistemlerini pazara sunan öncü markalardan biri oldu. Şirket, R32 teknolojisine ait 93 patenti sektörün kullanımına ücretsiz açarak çevreci dönüşümün yalnızca kendi operasyonlarıyla sınırlı kalmamasını ve yaygınlaşmasını hedefledi. Isıtma alanında ise Daikin Altherma serisi ile yüksek verimli ısı pompası çözümlerini destekleyerek daha düşük çevresel etkiye sahip sistemlerin kullanımını teşvik ediyor.

DAIKIN’DEN BİYOÇEŞİTLİLİĞİ DESTEKLEYEN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ADIMLARI
Uzmanlara göre sanayi tesislerinde yenilenebilir enerji kullanımı ve döngüsel ekonomi uygulamaları, şirketlerin karbon ayak izini azaltmasında kritik rol oynuyor. Bu kapsamda üretim süreçlerinde enerji dönüşümü yatırımları hız kazanıyor. Sürdürülebilirlik hedeflerini yalnızca ürünleriyle değil, üretim süreçleriyle de kanıtlayan Daikin Türkiye, Hendek Sakarya Üretim Tesisi’nde hayata geçirdiği 7,84 MWp kapasiteli Güneş Enerji Santrali (GES) ile dikkat çekiyor. 2025 yılında Sakarya Hendek Üretim Tesisi’nin toplam elektrik tüketiminin yüzde 74’ünü güneşten karşılayan şirket, kullandığı elektriğin tamamının temiz kaynaklardan sağlandığını tescilleyen Uluslararası I-REC sertifikası ile sıfır karbon ayak izine ulaştı. Atık yönetimi ve enerji tasarrufu başta olmak üzere sürdürülebilirlik alanındaki tüm uygulamalar, Daikin Türkiye’nin Hendek Üretim Tesisi’ne globaldeki 73 fabrika arasında verilen “Green Heart Factory” (Yeşil Kalpli Fabrika) programında gümüş madalya kazandırdı.
HEDEF 2030: KARBON NÖTR ÜRETİM
“Çevre Vizyonu 2050” kapsamında ilerleyen Daikin, 2030’a kadar emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı ve tüm üretim tesislerinde karbon nötr yapıya ulaşmayı hedefliyor. Uzun vadede 2050’ye kadar net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda çalışan şirket, 22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü’nü doğanın korunmasını teknoloji ve inovasyonla destekleme kararlılığının güçlü bir ifadesi olarak değerlendiriyor.

